SAYIN BAŞBAKAN :FIRSAT KAÇMADAN ACİL DEMOKRASİ GEREK
YÖK tarafından düzenlenen son katsayı kararının, Zümre Diktatörleri’nin elinde bulunan Danıştay tarafından yürütmesinin durdurulması da gösteriyor ki Türkiye’de demokrasi yok, zümre diktatörlüğü var, hala yürürlükte olan rejim cumhuriyet ve demokrasi değil zümre diktatörlüğüdür. Milletin seçtiği iktidarın yaptığı yasaları da yine zümre diktatörlerinin elinde bulunan Anayasa Mehkemesi tarafından iptal edilmektedir. Kurulan bu iki çark sayesinde zümre diktatörlüğünden Cumhuriyet ve Demokrasi rejimine bir türlü geçit verilmiyor. Bu durumda Hükümet’e, dolayısıyla Ak Parti’ye düşen görev acil bir şekilde, ülkeyi tıkayan bu kurumların, Cumhuriyet ve Demokrasi’ye geçişi mümkün kılcak şekilde hizaya getiren Anayasa değişikliklerini gerçekleştirip referanduma sunmaktır. 2007 seçimlerinin ardından başlatılan Anayasa değişikliğine ilişkin çalışmalarını, zümre diktatörlerinin tehditleri karşısında duduran Ak Parti yöneticilerinin isabet edemedikleri anlaşılmaktadır. Ak Parti’ye yeni bir kapatma davası açılacağına ilişkin olarak basında yapılan yorumlar da bu görüşümüzün açık bir kanıtıdır. Seçimlere bir yıldan biraz fazla bir zaman vardır. Yapılacak bir referandum erken seçim isteyen muhalefetin taleplerini de büyük ölçüde kıracaktır. Çünkü ben şahsen, millet çoğunluğunun cumhuriyet ve demokrasiden yana tercihlerini kullanacağından eminim. İster sağcı, ister solcu olsun cumhuriyet ve demokrasi taraftarı olan aydınların da bunu kalemleriyle destekleyecekleri düşüncesindeyim. Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuda “beni gaza getirmek isteyenler var ” şeklindeki çıkışı da isabetli görünmemektedir. Ak Parti’ye açılan kapatma davasının ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı sayın Haşim Kılıç’ın parti kapatmanın öününe geçecek anayasal değişikliğin yapılması gerektiğine dair çağrısını karşılıksız bırakmasnı da doğrusu anlayamadım. Umarım bu sefer sözünü ettiği bazı anayasal değişiklikleri yapmaktan son anda vaz geçmez ve yavaş davranmaz. Zira bu değişikliğin geciktirilmeye tahammükü yoktur, iş işten geçmeden bir an önce yapılmalıdır. Eğer demokrasi olmazsa hukuk da olmaz, adalet de olmaz, ekonomik kalkınma da olmaz, aksine hukuk kurumları adalet dağıtmak yerine ideoloji dağıtır. Nitekim Danıştay ve anayasa Mahkemesi bunu her fırsatta yapmaktadır. Üstelik bunu yaparken çağlık adına yaptıklarını iddia ediyorlar. Fakat çağdaş Batı Ülkerine baktığımızda üniversiteye girebilmenin kriteri sadece bilgidir, başarıdır, ideolojı değil. Bizim zümre diktatörleri ise diyorlar ki “arkadaş benim gibi düşünmüyor, benim gibi inanmıyor ve benim gibi yaşamıyorsan sen üniversitede istediğin eğitimi alamazsın; doktor, avukat ,yargıç, yönetici olamazsın, yok öyle yağma..biz dinine bağlı ve dindar insan istemiyoruz”.İşte ülkemizin içler acısı olan çağdışı yapısı. Gericiliğin ve çağdışılığın adı ülkemizde çağdaşlık olmuş artık.