ENCÜMEN-İ DANİŞ, ERGENEKON VE DEMOKRASİ

Uzun zamandır güncele dair yazı yazmak gelmedi içimden. Meşguliyetlerimin yoğunluğu da buna eklenince hemen hemen bir yıla yakın bir zamandan beri güncele dair hiç bir yazı yazmadım. Ülkemizin demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanında derin ve aşılması nerede ise imkansız sorunları bulunduğuna sürekli dikkatleri çekmişimdir. Gelişen olaylar ne yazık ki beni haklı çıkarmış ve doğrulamıştır. Önce Ergenekon sorşturması ülkemizde hakimiyetin milletin elinde değil yüksek bürokrasinin elinde olduğunu kanıtladı. Üst bürokratik kurullar adına faaliyet gösteren ve halkın seçtiği hükümetleri zafa uğratıp milletin isteği doğrultuda icraat yapmasını engellemeyi amaç edinen, bu uğurda faili meçhul kalmış cinayetler işleyen bir örgütlenmenin var olduğu açıkça ortaya çıktı. Her gün sokağa atılan silah ve mermiler buna açıkça işaret ediyor. Devam eden bir hukuk süreci bunu daha da net hale getirecektir muhakkak. Bunun peşinden varlığı erbabınca maluım olan Encümen-i Daniş kamu oyuna açıklandı. Nedir bu Encümen-i Daniş? Kimdir üyeleri? Nedir yasal dayanağı? Bunları sorup cevaplarını bulmaya çalıştığınız zaman gerçekten karşınıza, Cumhuriyet ve Demokrasiyi savunduğunu iddia eden Zümre Diktatörlğü çıkıyor. Encümen-i Daniş’in görünen yüzüne bir ayna tuttuğunuz zaman çok açık bilgilerle karşılaşıyorsunuz. Fazlasına ne hacet! Sadece şunu hatırlayın: Encümen-i Daniş’in başkanlığını yürüten Necmettin Karaduman’ı. Kimdir bu zat? Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı. Hangi tutumu öne çıkyor? Hatırlayamadıysanız söyleyeyim: Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı olmasına muhalefet etmesi. Sıradan bir vali iken kendisini millet vekili ve meclis başkanı yapan Özal’a neden muhalifti acaba? Bunu da söyleyeyim: Çünkü Özal hiç kimseye diyet borcu olmayan ve kudretli generallerin karşı çıkmasına rağmen milletin desteği ile Başbakan olmuş, milletin yüce değerlerine sahip bir değerli vatan evladı olduğu için. Bir başka ifade ile sekülerist ve pozitivist bir dünya görüşüne sahip olmadığı için…Modası geçmiş, köhnemiş, çağdışı kalmış ve bilimsel bilgiler üreten ünlü bilginler tarafından yanlışlanmış olan Aydınlanma Felsefesini reddeden çağdaş bir politikacı olduğu için. İşte Encümen-i Daniş’in başkanının felsefesi. Üyeleri de ondan farklı değil. İsmail Hakkı Karadayı, Hüseyin Kıvrıkoğlu ve diğerleri… Kimdir bu komutanlar. Milletimizin rağbet edip sahip çıktığı İmam-Hatip Liseleri’ni öldürten komutanlar. Gerekçeleri ne idi? Bu okullar ülkemizde rejim değişikliğine yolaçacak ve şeriat devletinin kurulmasına ön ayak olacaktı. Gerçekte böyle mi idi? Tek kelime ile Hayır!. Çünkü İslâm Dini’nin teorisinde bir siyasal rejim modeli yoktur. Siyasdal rejim modeli dünyevi bir alandır ve bu da insanların bilgi üretme kabiliyetleri sayesinde geliştişrebildikleri bir alandır. Siyasal rejim modeli İslâm dininde insanın bilgisi ve tercihine terk edilmiştir. Bu model dün kırallık ve monarşi idi. Sonra meşrutiyet oldu. Günümüzde de Cumhuriyrt ve demokrasi. Yarına daha iyi bir model de sosyal bilimcilerce geliştirilebilir. Müslümanca yaşamaya izin veren bütün siyasal rejim modelleri ile İslam dini arasında bir problem olmaz. Yeterki bu siyasal rejim modeli isteyen insana müslümaca yaşama hürriyeti tanısın, gerideki problemler çözülür. İslâm dini bilime sınır koymamıştır. Bu açıdan İslâm bütün dünya görüşlerinin fevkındedir. Bilimin cumhuriyet ve demokrasiden daha iyi ve ükemmel bir siyasal rejim modeli bulması halinde bir müslüman buna daha kolay sahip çıkar, fakat cumhuriyet ve demokrasyi doğma haline getirenler bilimin oprtaya koyduğu yeni siyasal rejime karşı direnir. Şunu da söyleyeyim ki bu milletin İmam-Hatip Liseleri’ne rağbet etmesi siyasal rejimi yıkmak için değil sadece dindar, ahlaklı, erdemli, müslümanca ve tertemiz hayat süren bir nesil yetiştirmektir. Bu itibarla teşhiş yanlış konulmuştur. Bunu görmeleri için şu anda Başbakan olan ve ülkeyi Avrupa Birliğine üye yapmaya çalışan Başbakıan Erdoğan’ın bu çabası anlamaya çalışmaları yeterli. Akıllı ve ülkesini seven her insan İmam-Hatp Liseleri’ne sahip çıkar, üniversitelere girmeleri için önlerine konulan engelleri kaldırmaya çalışır. Ancak Ergenekon Örgütü ve Encümen-i Daniş müstesna. Çünkü bunlar gerçek anlamda cumhuriyet ve demoklrasiye karşıdır, buna karşılık zümre diktatörlüğnden yanadır ve bunu fiilen uygulamaktadır. Umarım ülkemizin aydınları ve aziz milletimiz bunu fark eder.

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.