Şapka Düştü Kel Göründü

Son bir aydır ülkemizde başörtüsü etrafında yapılan tartışmalar kimin özgürlüklerden yana kimin diktatörlükten yana, kimin gerçek demokrat kimin baskıcı, kimin hoşgörülü kimin acımasız ve saldırgan, kimin çağdaş kimin gerici-yobaz ve çağdışı olduğunu görmek isteyenlere bir fırsat yarattı. Görüldü ki her vesile ile ilerici, aydın ve çağdaş olduğunu iddia eden akademisyenlerden siyasetçilere, çalışan veya emekli olan bürokratlardan gazetecilere varıncaya kadar uzanan yelpazedeki vatandaşlarımızın azınlık bir elit zümresi çağdaş Batılı ülkelerde uygulanan özgürlüğün aksine çağdaşlık adına yasakçılığı hararetle savunmuş, kendileri gibi inanmayan ve yaşamayan insanlara üniversitenin kapılarını açmamakta ısrar etmiş, hatta kendileri gibi düşünmeyen insanların hayatın hiç bir alanında söz sahibi olmaması gerektiğini, mümkünse diğer vatandaşlık haklarından da mahrum bırakılmalarını açıkça veya imalı bir şekilde dile getirmiştir. Elbette herkes aynı görüşleri paylaşmak mecburiyetinde değildir. Ancak bir kimse kendisini ilerici, aydın, çağdaş, Batılı, hoşgörülü,özgürlükçü, erdemli gibi kavram ve değerlerle niteliyorsa bu nitelemelere aykırı görüşleri benimseyip savunması mümkün değildir. Konuya bu açıdan bakıldığı zaman başörtüsü özgürlüğüne karşı çıkanların bu sözü edilen değerlerin çok uzağında durduklarını kabul etmek gerekir. İnsanın istediği gibi düşünmek,inanmak ve yaşamak hakkına sahip olduğunu tartışma konusu yapanların şapkası düştü ve kelleri göründü. Bundan sonra inandırıcı olmaları çok zor görünüyor. Her şeyden önce insan iki yüzlü olmamalı, olduğu gibi görünmeli veya göründüğü gibi olmalıdır. Eğer bir kimse İslam’a ve müslümanlığa karşı ise bunu açık yüreklilikle söylemelidir. Tıpkı Ebû Leheb gibi, tıpkı Ebû Cehil gibi. Ebû Cehil ve Ebû Leheb olmak için de bir seviye gerekiyor olduğu anlaşıldı.

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.